Banner
  ANA SAYFA     FORUM     KONUK DEFTERİ     AYRINTILI ARAMA     İLETİŞİM     LİNKLER     REKLAM VER     ÜYE OL     AMACIMIZ  

MEVZUAT
AVUKATLIK HUKUKU
MAKALELER
HUKUK HABERLERİ
FAYDALI BİLGİLER
İÇTİHATLAR
DİLEKÇE-FORM
ADLİ REHBER
İNSAN HAKLARI
HUKUK SÖZLÜĞÜ
DAVA TÜRLERİ
HUKUKİ BELGELER
 
Reklam Alanı

Host - Sponsor





   YÜKSEL (GEYİK)/Türkiye Davası

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

YÜKSEL (GEYİK)/Türkiye Davası*

Başvuru no: 56362 / 00
Strazburg
25 Ekim 2005

OLAYLAR

1964 doğumlu başvuran avukat olup, İstanbul?da ikamet etmektedir.

Başvuran Demokrasi Partisi?nin İstanbul delegesi sıfatıyla Parti?nin 12 Aralık 1993 tarihli Olağanüstü Kongresi?nde bir konuşma yapmıştır.

Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı 1 Ağustos 1994 tarihinde başvuranı ve diğer dört kişiyi Devlet?in bölünmez bütünlüğüne karşı bölücülük propagandası yapma suçu ile itham etmiş ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu?nun 8 § 1. maddesi uyarınca mahkumiyetlerini talep etmiştir.

Cumhuriyet Savcısı, iddianamelerinde özellikle bu konuşmadan bazı bölümlere yer vermiştir.

DGM önünde, Cumhuriyet Savcısı TCK?nın 312 § 2. maddesine dayalı olarak başvuranın mahkumiyetini talep etmiştir. Başvuran savunmasında Demokrasi Partisi?nin delegesi sıfatıyla bir konuşma yaptığını belirterek bölücülük propagandası yaptığı suçlamasını reddetmiş ve partisinin programını savunma amaçlı kısa bir demeç verdiğini iddia etmiştir.

Aralarında askeri bir hakimin de yer aldığı Ankara DGM heyeti 5 Ekim 1998 tarihinde TCK?nın 312 § 2. maddesinin uygulanmasına istinaden başvuranı bir yıl hapis ve 160.000 TL. para cezasına çarptırmıştır. Mahkeme sözkonusu konuşmanın bütününün özellikle ırk ve bölge ayrımına dayalı olarak halkı kine ve düşmanlığa tahrik eden unsurları içerdiğine itibar etmiştir.

Başvuran kararın bozulması istemiyle 23 Kasım 1998 tarihinde Yargıtay?a başvurmuştur.

Yargıtay 10 Şubat 1999 tarihinde ilk derece mahkemesi?nin kararını onamıştır.

Yargıtay kararı, 22 Şubat 1999 tarihinde ilk derece mahkemesi?ne gönderilmiş, karar 5 Mart 1999?da kaydedilmiştir.

Beyoğlu Cumhuriyet Savcısı, 7 Nisan 1999 tarihinde başvurana hakkında verilen para cezasını ödemek ve yedi gün içinde hükmedildiği hapis cezasını çekmek üzere Savcılığa gelmesi gerektiği bilgisini iletmiştir. Bu tebliğ başvurana 20 Mayıs 1999?da tebliğ edilmiştir.

* Dışişleri Bakanlığı Çok taraflı Siyasî İşler Genel Müdürlüğü tarafından Türkçe?ye çevrilmiş olup, gayrıresmî tercümedir.
Beyoğlu Cumhuriyet Savcısı 24 Mayıs 1999 tarihinde aleyhinde verilen cezanın iki ay süreyle ertelendiğini belirtir tecil kararını başvurana tebliğ etmiştir. Başvuran aynı gün Yargıtay?a kararın tahsis edilmesi talebinde bulunmuştur.

Başvuran 26 Mayıs 1999 tarihinde hakkında verilen 160.000 TL. [yaklaşık 0,40 Euro] para cezasını Hazine?ye ödemiştir.
Yargıtay, başvuranın yapmış olduğu başvuruyu 24 Haziran 1999 tarihinde reddetmiştir.

Ertesi gün, başvuran hakkında verilen cezanın ertelenme süresi dolmuştur.

Başvuran 26 Temmuz 1999 tarihinde Edirne Cezaevi?ne gönderilmiştir.

Edirne Ağır Ceza Mahkemesi?nin 16 Aralık 1999 tarihli kararıyla başvuran iyi halden şartlı salıverilme imkânından yararlanmış ve 19 Aralık 1999 tarihinde tahliye edilmiştir.

HUKUK AÇISINDAN

I. AİHS?NİN 10. MADDESİ?NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

Başvuran, Devlet Güvenlik Mahkemesi?nin yapmış olduğu bir konuşma nedeniyle kendisini mahkum etmesinin AİHS?nin 10. maddesi?nin ihlaline yol açtığından şikayetçi olmaktadır.

AİHM, sözkonusu mahkumiyet kararının başvuranın AİHS?nin 10 § 2. maddesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahaleyi oluşturduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilafa yer verilmediğini not etmektedir. Yapılan müdahalenin AİHS?nin 10 § 2. maddesi uyarınca kanun tarafından öngörüldüğüne, toprak bütünlüğünün korunması gibi meşru bir amacı izlediğine itiraz edilmemektedir (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye kararı, no: 29590/96, 40, 4 Haziran 2002). Bu husus dikkate alınmaktadır, bununla birlikte müdahalenin «demokratik bir toplum için zorunluluk» oluşturup oluşturmadığının incelenmesi gerekmektedir.

AİHM, sözkonusu beyanda yer alan terimlere, verilişi bakımından dikkat çekmektedir. AİHM bu bağlamda, davayı çevreleyen olayları, özellikle terörle mücadeleye bağlı güçlükleri dikkate almaktadır.

Başvuran siyasi bir partinin delegesi olarak aynı parti tarafından hazırlanan kongre sırasında bir konuşma yapması nedeniyle mahkum edilmiştir. Siyasi içerikli bu konuşmada başvuranın Hükümet tarafından sürdürülen politikayı eleştirmesi sözkonusudur. Başvurana göre, Hükümet?in politikası Türk halkının taleplerini karşılayamamaktadır ve Kürt halkının yadsınmasına dayalıdır.

AİHM, Devlet Güvenlik Mahkemesi?nin sözkonusu konuşmada yer alan ifadeleri halkı kine ve düşmanlığa tahrik etmek olarak değerlendirdiğini hatırlatmaktadır.

AİHM, iç hukuk mercilerinin vermiş oldukları kararlarda başvuranın ifade özgürlüğüne yönelik müdahalenin meşruiyeti bakımından yeterli sayılamayan gerekçeleri incelemiştir (Bkz. mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4) kararı, no: 24762/94, § 58, 8 Temmuz 1999). AİHM ayrıca, siyasi alanda bir söylem veya genel menfaate ilişkin sorunlar sözkonusu olduğunda AİHS?nin 10 § 2. maddesinin ifade özgürlüğüne getirilecek kısıtlamalara çok az yer verdiğini hatırlatmaktadır (Bkz. Wingrove-İngiltere kararı, 25 Kasım 1996, 1996-V, s. 1957, § 58). Üstelik, özel bir durumun ve hatta bir siyasetçinin Hükümet nezdinde kabul edilebilir eleştiri sınırları daha geniştir (Bkz. Incal-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998, 1998-IV, § 54). Bu nedenle, AİHM başvuranın ne şiddet kullanımını, ne silahlı direnişi teşvik eden bir konuşma yaptığını, Türk siyasi hayatının bir aktörü olarak kendisine tanınan görev doğrultusunda görüşlerini dile getirdiğini gözlemlemektedir. (Bkz. a contrario, Sürek-Türkiye kararı (no:1), no: 26682/95, § 62, AİHM 1999-IV, ve Gerger-Türkiye kararı, no: 24919/94, § 50, 8 Temmuz 1999).

AİHM, yapılan müdahalenin ölçüsü sözkonusu olduğunda verilen cezanın niteliğinin ve ağırlığının da dikkate alınması gerektiğini hatırlatmakta, bu yönde başvuranın bir yıl hapis cezasına çarptırıldığını not etmektedir.

Sonuç itibariyle, başvuranın mahkumiyeti öngörülen amaç doğrultusunda orantısızdır ve «demokratik bir toplum için gereklilik» arz etmemektedir. Bu durumda, AİHS?nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.

II. AİHS?NİN 6 § 1. MADDESİ?NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

Başvuran, kendisini yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi?nin «bağımsız ve tarafsız» bir mahkeme olmadığını, bünyesinde bulunan askeri hakimin varlığı nedeniyle adil bir yargılama güvencesini veremeyeceğini iddia etmektedir. Başvuran bu yönde AİHS?nin 6 § 1. maddesini ileri sürmektedir.

AİHM, daha önceki kararlarda da benzer pek çok şikayetlerin dile getirildiğini ve bunların AİHS?nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir. (Bkz. sözü edilen Özel kararı, §§ 33-34, ve Özdemir kararı, no: 59659/00, §§ 35-36, 6 Şubat 2003).

AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığını incelemekte, bunun yanı sıra başvuranın aralarında askeri bir hakimin de yer aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi?nin «ulusal güvenliğe» dayalı olarak yapmış olduğu yargılama konusunda endişe duymasının anlaşılabilir olduğu tespitinde bulunmaktadır. Üstelik bu durum, Devlet Güvenlik Mahkemesi?nin davanın gerekçesine yabancı gerekçeler ışığında başvuran hakkında sebepsiz bir yargı kararı aldığı şüphesine varmasına neden olmaktadır. Bu nedenle başvuranın bu yargı makamının tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin dikkate alınması gerekmektedir. (sözü edilen Incal kararı s. 1573, § 72 ).

AİHM, başvuranı yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi?nin 6 § 1. maddesi uyarınca bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmıştır.

III. AİHS?NİN 41. MADDESİ?NİN UGULANMASI

A. Tazminat

Başvuran, yargı süreci boyunca mesleki gelir kaybına uğradığını ve 40.000 Euro?ya ulaşan maddi zararı olduğunu iddia etmektedir.

Hükümet bu miktara karşı çıkmıştır.

İddia edilen gelir kaybıyla ilgili olarak AİHM, sunulan delillerin AİHS?nin 10. maddesinin ihlali ile başvuranın uğradığı gelir kaybını kesin olarak ispatlar nitelikte olmadığını kaydetmektedir (Bkz. aynı anlamda, Karakoç ve diğerleri-Türkiye kararı, no: 27692/95, 28138/95 ve 28498/95, § 69, 15 Ocak 2002).

Bu nedenle, bu talebi reddetmektedir.

Manevi tazminatla ilgili olarak AİHM, ilgilinin 10. maddenin ihlali nedeniyle kimi sıkıntılar çektiğini belirtmektedir. Mahkeme, AİHS?nin 41. maddesince hakkaniyete uygun olarak bu doğrultuda başvurana 6.500 Euro ödenmesine karar vermiştir.

Sözleşme tarafından öngörülen bağımsızlık ve tarafsızlık koşullarını yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından mahkumiyet kararı alındığında, ilgilinin talebi doğrultusunda yeni bir sürecin ya da yargılamanın başlatılması ilke olarak tespit edilen ihlalin giderilmesi bakımından uygun bir yöntemi oluşturur (Bkz. Öcalan-Türkiye Büyük Daire kararı, no: 46221/99, AİHM 2005-...).

B. Masraf ve harcamalar

Başvuran, 6.000 Euro?luk kısmı iç hukuktaki ve AİHM önündeki temsil giderleri olmak üzere, hükümlü bulunduğu süre zarfında uğradığı gelir kaybıyla birlikte toplam 33.050 Euro talep etmektedir. Başvuran kanıtlayıcı belge niteliğinde avukatlık ücret tarifesi ve çeviri masrafları makbuzlarını sunmaktadır.

Hükümet, bu miktarlara karşı çıkmaktadır.

Öne sürülen gelir kaybı için talep edilen miktarla ilgili olarak AİHM, yukarıda dile getirilen paragrafa atıfta bulunmakta (Bkz. Karakoç ve diğerleri-Türkiye kararı, no: 27692/95, 28138/95 ve 28498/95, § 69, 15 Ocak 2002) ve bu talebi reddetmektedir.

AİHM, avukatlık ücret tarifesi, iç hukuktaki ve AİHM önündeki temsil giderleri için mahkemenin bu yöndeki yerleşik içtihadı doğrultusunda, yapmış olduğu tüm masraf ve harcamalar için başvurana 3.000 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.

C. Gecikme Faizi

AİHM, Avrupa Merkez Bankası?nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3 puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,

1. AİHS?nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;

2. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi?nin tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmaması nedeniyle AİHS?nin 6 §1. maddesinin ihlal edildiğine;

3. a) AİHS?nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.?ye çevrilmek suretiyle Savunmacı Hükümetin başvurana;

i. manevi tazminat için 6.500 (altı bin beş yüz) Euro;
ii. masraf ve harcamalar için 3.000 (üç bin ) Euro ödemesine ;
iii. belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;

b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin uygulanmasına;

4. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;

KARAR VERMİŞTİR

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM?nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddelerine uygun olarak 25 Ekim 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.



 

SIK SORULANLAR
BİLGİ EDİNME
TÜKETİCİ KÖŞESİ
ÜCRETSİZ AVUKATLIK
HUKUK EĞİTİMİ
 
Üyelik işlemleri
 
K.Adı
Parola
            
      Şifremi Unuttum
      Üye Ol
Hukuk Arama Motoru
Hukuk Anketi
Reklam Alanı







Zirve100