Banner
  ANA SAYFA     FORUM     KONUK DEFTERİ     AYRINTILI ARAMA     İLETİŞİM     LİNKLER     REKLAM VER     ÜYE OL     AMACIMIZ  

MEVZUAT
AVUKATLIK HUKUKU
MAKALELER
HUKUK HABERLERİ
FAYDALI BİLGİLER
İÇTİHATLAR
DİLEKÇE-FORM
ADLİ REHBER
İNSAN HAKLARI
HUKUK SÖZLÜĞÜ
DAVA TÜRLERİ
HUKUKİ BELGELER
 
Reklam Alanı

Host - Sponsor





   ALİ RIZA DOĞAN/Türkiye Davası

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı


ALİ RIZA DOĞAN/Türkiye Davası*


Başvuru no. 50165/99
Strazburg
22 Aralık 2005


USULİ İŞLEMLER

1.Davanın nedeni, Türk vatandaşı Ali Rıza Doğan?ın (?başvuran?), 3 Mart 1999 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleşme?nin (?Sözleşme?) 34. maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi?ne yaptığı başvurudur (başvuru no. 50165/99).

2.Başvuranı, görevini Diyarbakır?da ifa etmekte olan avukat S. Çınar temsil etmiştir. Türk Hükümeti (?Hükümet?), bu dava için bir Ajan tayin etmemiştir.

3. 26 Ekim 2004 tarihinde AİHM, başvurunun kısmen kabuledilemez olduğuna ve dava işlemlerinin uzunluğuna ilişkin şikayeti bildirmeye karar vermiştir. AİHS?nin 29 § 3. maddesini uygulayan AİHM, başvurunun kabuledilebilirliğini ve esaslarını birlikte incelemeye karar vermiştir.

OLAYLAR

4. Başvuran, 1967 doğumlu olup İstanbul?da yaşamaktadır.

5. 1992 senesi Mayıs ayında, yasadışı bir örgüte mensup olmasından şüphelenilmesi üzerine polis tarafından gözaltına alınmış ve tutuklu yargılanmasına başlanmıştır. Türk Ceza Kanunu?nun 125. maddesi uyarınca ülke topraklarının bir kısmının ayrılmasını gerçekleştirme amacıyla eylemlerde bulunmakla suçlanmış ve Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi?nde yargılanmıştır.

6. 8 Aralık 1994 tarihinde başvuranın tutuksuz yargılanmasına başlanmıştır.

7. 30 Mart 1995 tarihinde Asliye Mahkemesi, başvuranın itham edildiği suçlardan beraatına karar vermiştir.

8. 29 Şubat 1996 tarihinde Yargıtay, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi?nin kararını onamıştır.

9. 25 Ekim 1996 tarihinde başvuran, 466 no.lu Kanun uyarınca Maliye Bakanlığı aleyhine, Kartal Ağır Ceza Mahkemesi?ne dava açmıştır. Adil olmayan şekilde tutuklu yargılandığı için 2,000,000,000 Türk Lirası tazminat talep etmiştir.

* Dışişleri Bakanlığı Çok taraflı Siyasî İşler Genel Müdürlüğü tarafından Türkçe?ye çevrilmiş olup, gayrıresmî tercümedir.

10. 2 Aralık 1996 tarihinde Kartal Ağır Ceza Mahkemesi, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi?nden, başvuran aleyhinde başlatılan cezai takibata ilişkin belgeleri göndermesini istemiştir. Özellikle Asliye Hukuk Mahkemesi, kararın kesinleştiği tarihi gösteren belgelerin, başvuranın tazminat talebini yasal zaman sınırı içerisinde sunup sunmadığına karar vermek için bir an önce gönderilmesini istemiştir.

11. 2 Aralık 1996 ve 30 Kasım 1999 tarihleri arasında Kartal Ağır Ceza Mahkemesi, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi?nden yukarıda kaydedilen belgeleri göndermesini ısrarla istemiştir.

12. 10 Kasım 1999 tarihinde Kartal Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranın özgürlüğü kısıtlandığı için maruz kaldığı maddi zararı hesaplaması amacıyla bir bilirkişi tayin etmiştir.

13. 24 Kasım 1999 tarihinde bilirkişi, maddi zarar miktarına ilişkin raporunu sunmuştur.

14. 30 Kasım 1999 tarihinde Kartal Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranın gözaltında ve tutuklu yargılandığı sırada kaybolan zamanını telafi etmek amacıyla maruz kaldığı maddi ve manevi zarar için başvurana belli bir meblağ ödenmesine karar vermiştir.

15. Başvuran ve Maliye Bakanlığı, Kartal Ağır Ceza Mahkemesi?nin kararına itiraz etmiştir.

16. 5 Ekim 2000 tarihinde Yargıtay, başvurana ödenmesine karar verilen meblağın, çok düşük olduğu sonucuna varmış ve Asliye Mahkemesi?nin kararını feshetmiştir.

17. 9 Kasım 2000 tarihinde Asliye Mahkemesi?nce tayine edilen bilirkişi, başvuranın özgürlüğünden mahrum bırakılması sonucu maruz kaldığı maddi zararım miktarına ilişkin bir rapor sunmuştur.

18. 10 Kasım 2000 tarihinde Kartal Ağır Ceza Mahkemesi, başvurana maddi ve manevi zarar için 1,538,492,740 Türk Lirası tazminat ödenmesine karar vermiştir.

19. Maliye Bakanlığı karara itiraz etmiştir.

20. 5 Nisan 2001 tarihinde Yargıtay, usul hatası nedeniyle Asliye Mahkemesi?nin kararını feshetmiştir.

21. 28 Haziran 2001 tarihinde Kartal Ağır Ceza Mahkemesi, başvurana bir kez daha 1,538,492,740 Türk Lirası tazminat ödenmesine karar vermiştir.

22. Maliye Bakanlığı karara itiraz etmiştir.

23. 8 Kasım 2001 tarihinde Yargıtay, Kartal Ağır Ceza Mahkemesi?nin kararını onamıştır.

HUKUK

I. AİHS?NİN 6 § 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

24. Başvuran, dava işlemlerinin uzunluğunun, AİHS?nin aşağıda kaydedilen 6 § 1. maddesinde öngörülen ?makul süre? gereği ile uyumlu olmadığı hususunda şikayette bulunmuştur

?1. Herkes ? medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar ? konusunda karar verecek olan ? bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde ? görülmesini istemek hakkına sahiptir.?

25. Hükümet, sözkonusu şikayete itiraz etmiştir.

26. Gözönünde bulundurulması gereken süre, başvuranın Kartal Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda tazminat davası başvurusunda bulunduğu 25 Ekim 1996 tarihinde başlamış ve Yargıtay?ın, Asliye Mahkemesi?nin kararını onadığı 8 Kasım 2001 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla, davayı üç kez değerlendiren yargı alanının iki aşaması için yaklaşık beş yıl sürmüştür.

A. Kabuledilebilirlik

27. Hükümet, AİHS?nin 35. maddesinin öngördüğü iç hukuk yollarının tüketilmesi gereğine uyulmamış olduğu için AİHM?nin şikayeti, kabuledilemez olduğuna karar vererek reddetmesini istemiştir. Başvuranın, Asliye Mahkemesi yargıcı aleyhinde Adalet Bakanlığı veya Cumhuriyet Savcılığı gibi yerel makamlara şikayette bulunmamış olduğunu belirtmiştir.

28. AİHM, AİHS?nin 35 § 1. maddesinin tüketilmesini öngördüğü yegane iç hukuk yollarının, iddia edilen ihlallerle ilgili olan yollar olduğunu, sözkonusu iç hukuk yollarının mevcudiyetinin, yalnızca teoride değil pratikte de kesinleşmiş olması gerektiğini ve kesinleşmemiş olmaları durumunda, gerekli erişilebilirlik ve etkinlikten yoksun kalacaklarını belirtmektedir. Sözkonusu koşulların sağlanmış olduğunu tespit etme görevi, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğunu öne sürmesi durumunda sorumlu Devlet? aittir (bkz., diğer içtihatlar yanında, Ramazanoğlu/Türkiye (karar), no. 39810/98, 10 Eylül 2002).

29. AİHM Hükümet?in, Asliye Mahkemesi huzurunda sunulan bir şikayetin, başvuranın, Kartal Ağır Ceza Mahkemesi huzurundaki dava işlemlerinin uzunluğunun, ?makul süre? kuralı ile uyumlu olmadığına dair şikayetini ne şekilde doğrulayacağını tespit etmemiş olduğu kanısındadır.

30. Dolayısıyla AİHM, Hükümet?in itirazını reddeder.

B. Esaslar

31. Hükümet, Kartal Ağır Ceza Mahkemesi?nin tazminat konusunda bir karara varabilmesi için Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi?nden, başvuran aleyhinde başlatılan cezai takibata ilişkin dokümanları göndermesini istemesi gerektiğini belirtmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi?nin gayretlerinin, uygun bir hukuki kararı garanti etme amacını taşıdığını ileri sürmüştür.

32. Başvuran, Kartal Ağır Ceza Mahkemesi?nin yirmi sekiz duruşma düzenlemiş olduğunu ve sözkonusu duruşmalar sırasında diğer bir Mahkeme?den dokümanlar isteme ve bir bilirkişi raporu talep etme dışında bir çaba sarfetmediğini iddia etmiştir.

33. AİHM, dava işlemlerinin uzunluğunun makul olup olmamasının, dava koşulları ışığında ve özellikle, davanın karmaşıklığı, başvuranın ve ilgili yetkili makamların tutumları ve ikisi arasındaki uyuşmazlıkta başvuran için risk arz eden olmak üzere içtihatlarınca belirlenen kriterlere değinilerek değerlendirilmesi gerektiğini yineler (bkz., Yalman ve Diğerleri/Türkiye, no. 36110/97, § 23, 3 Haziran 2004).

34. AİHM, hakkaniyete uygun olmayan şekilde tutuklu yargılanmalarına ilişkin başvurana ödenmesi gereken tazminat miktarını belirlemek olan dava konusunun, dikkate değer biçimde karmaşık olmadığı kanısındadır. Ayrıca, 466 no.lu Kanun uyarınca tazminat taleplerine ilişkin açılan davaların, yazılı bir prosedür amacıyla yetkili Mahkemelerce incelendiğini belirtmektedir.

35. Başvuranın tutumu hususunda AİHM, başvuranın önem arzedecek şekilde dava işlemlerinin uzamasına katkıda bulunmamış olduğunu gözlemlemektedir.

36. Yetkili makamların tutumları hususunda AİHM, ilk derece Mahkemesi?nin kararını vermesinin üç seneden fazla zaman almış olduğunu ve sözkonusu gecikmenin Hükümet tarafından tatmin edici şekilde açıklanmadığını gözlemlemektedir. Dava hususunda uygun bir karar verilmesini garanti etmek için Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi?nden talep edilmesi gereken dokümanlar bulunduğuna ilişkin iddia, sözkonusu gecikmeyi açıklama hususunda yeterli değildir. AİHM bu bağlamda AİHS?nin 6 § 1. maddesinin, Sözleşmeci Devletler?e hukuk sistemlerini, Mahkemelerinin, davaları makul bir süre içerisinde karara bağlama yükümlülüğü de dahil olmak üzere sözkonusu maddenin gereklerini karşılayabilecek şekilde düzenleme yükümlülüğünü getirdiğini hatırlatmaktadır (bkz., Pélissier ve Sassi/Fransa [BD], no. 25444/94, § 74, ECHR 1999-II).

37. Son olarak AİHM, başvuran için iç hukuk davalarında risk arz eden duurmun, kendisi için önemli olduğu kanısındadır.

38. İçtihatında ortaya konan kriterler ışığında AİHM, sözkonusu davada dava işlemlerinin uzunluğunun, haddinden fazla ve ?makul süre? gereğini karşılamamış olduğu kanısındadır.

39. Dolayısıyla AİHS?nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiştir.

II. 1 NO.LU PROTOKOL?ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLMİŞ OLDUĞU İDDİASI

40. 17 Ağustos 2005 tarihinde AİHM?ye sunmuş olduğu görüşlerinde başvuran ayrıca, dava işlemlerinin haddinden fazla uzamış olması hususunda mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkının hakkaniyete uygun olmayan şekilde ihlal edilmiş olduğunu ileri sürmüştür. İddiasını, 1 No.lu Protokol?ün aşağıda kaydedilmiş olan 1. maddesine dayandırmıştır:

?Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslar arası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.?
41. Hükümet, başvuranın sözkonusu başlık altındaki şikayetine ilişkin görüş sunmamıştır.
42. AİHM, sözkonusu davada, 1 No.lu Protokol?ün 1. maddesi bağlamındaki şikayet, AİHM?ye 17 Ağustos 2005 tarihinde sunulmuş olduğu halde nihai yerel kararın, 8 Kasım 2001 tarihinde verilmiş olduğunu gözlemlemektedir.
43. Bu nedenle, sözkonusu şikayet zamanı geçtikten sonra sunulmuştur ve AİHS?nin 35 §§ 1. ve 4. maddeleri bağlamında reddedilmelidir.
III. AİHS?NİN 41. MADDESİ?NİN UYGULANMASI
44. AİHS?nin 41. maddesi aşağıda kaydedilmiştir:
?Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.?
A. Zarar
45. Başvuran, maddi zarar için 14,002 Amerikan Doları talep etmiştir. İlk derece Mahkemesince ödenmesine karar verilen tazminat, 2001 yılından önce ödenmiş olsaydı, enflasyondan dolayı zarar görmemiş olacağını ileri sürmüştür.
46. Hükümet, sözkonusu iddiaya itiraz etmiştir. Başvuran tarafından talep edilen miktarın, haddinden fazla olduğunu belirtmiştir.
47. AİHM, AİHM huzurunda uğranıldığı iddia edilen maddi zarar ve tespit edilen ihlal arasında nedensel bir bağlantı olmadığı kanısındadır. Ayrıca, 6 § 1. maddenin gereklerine uygun olsalardı, dava işlemlerinin sonucunun ne olacağı hususunda değerlendirmede bulundurmak AİHM?nin görevi değildir (bkz. Werner/Avusturya, 24 Kasım 1997 tarihli karar, Hüküm ve Karar Raporları 1997-VII, sayfa 2514, § 72, ve Yalman ve Diğerleri, § 32). Sonuç olarak, sözkonusu başlık altında hiçbir tazminat ödenmemiştir.
48. Başvuran ayrıca manevi zarar için toplam 5,000 Euro (EUR) talep etmiştir.
49. Hükümet, başvuran tarafından talep edilen miktarın, haddinden fazla olduğunu belirtmiştir.
50. AİHM başvuranların, dava işlemlerinin uzaması nedeniyle stres ve tedirginlik gibi manevi zararlara uğramış olduklarını ve bunun, ihlal bulgusu ile yeterince telafi edilemeyeceğini kabul etmektedir. Dava koşullarını ve içtihatını gözönünde bulunduran AİHM, başvurana sözkonusu başlık altında 2,400 Euro ödenmesine karar vermiştir.
C. Mahkeme Masrafları
51. Başvuran ayrıca yerel Mahkemeler ve AİHM huzurunda yapmış olduğu masraf için 4,974 Euro talep etmiştir.
52. Hükümet, sözkonusu talebe itiraz etmiştir.
53. AİHM içtihatına göre başvuran, ancak gerekli oldukları için yapıldıklarının ve miktar olarak makul olduklarının gösterilmesi halinde masraf ve harcamaların telafi edilmesi hakkına sahiptir. Sözkonusu davada, huzurunda sunulan bilgiler ve yukarıda kaydedilen kriterler ışığında AİHM, yerel davalarda yapılan masraflar hususundaki tazminat taleplerini reddetmektedir ve AİHM huzurunda gerçekleştirilen davalar için toplam 500 Euro ödenmesinin makul olduğu kanısındadır.
C. Gecikme Faizi
54. AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası?nın uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle oluşacak faiz oranına göre belirlenmesini uygun bulmuştur.

YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM OYBİRLİĞİYLE

1. Başvurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna,

2. AİHS?nin 6 § 1. maddesinin ihlal edilmiş olduğuna,

3. (a) sorumlu Devlet?in, kararın AİHS?nin 44 § 2 Maddesi?ne göre kesinlik kazandığı tarihten itibaren üç ay içerisinde başvurana, ödeme tarihinde uygulanan kur üzerinden Türk Lirası?na çevrilmek üzere aşağıdaki miktarları ve buna ek olarak ödeme gününde uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine:

(i) manevi zarar için 2,400 Euro (iki bin dört yüz Euro),
(ii) masraf ve harcamalar için 500 Euro (beş yüz Euro),
(iii) yukarıdaki miktarlara uygulanabilecek her tür vergi,

(b) yukarıda kaydedilmiş olan üç aylık sürenin bitiminden ödeme gününe kadar, Avrupa Merkez Bankası?nın uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle oluşacak faiz oranına göre yukarıda belirtilen miktarlarda ödenecek basit faizi ödemekle yükümlü olduğuna karar vermiş,

4. Başvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmını reddetmiştir.

İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış olup 22 Aralık 2005 tarihinde, İçtüzüğün 77. Maddesi?nin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.


Vincent BERGER Bo?tjan M. ZUPANČIČ
Sekreter Başkan

 

SIK SORULANLAR
BİLGİ EDİNME
TÜKETİCİ KÖŞESİ
ÜCRETSİZ AVUKATLIK
HUKUK EĞİTİMİ
 
Üyelik işlemleri
 
K.Adı
Parola
            
      Şifremi Unuttum
      Üye Ol
Hukuk Arama Motoru
Hukuk Anketi
Reklam Alanı







Zirve100