Banner
  ANA SAYFA     FORUM     KONUK DEFTERİ     AYRINTILI ARAMA     İLETİŞİM     LİNKLER     REKLAM VER     ÜYE OL     AMACIMIZ  

MEVZUAT
AVUKATLIK HUKUKU
MAKALELER
HUKUK HABERLERİ
FAYDALI BİLGİLER
İÇTİHATLAR
DİLEKÇE-FORM
ADLİ REHBER
İNSAN HAKLARI
HUKUK SÖZLÜĞÜ
DAVA TÜRLERİ
HUKUKİ BELGELER
 
Reklam Alanı

Host - Sponsor





   AĞIN/Türkiye Davası

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı


AĞIN/Türkiye Davası*


Başvuru No:46069/99
Strazburg
29 MART 2005


OLAYLAR

1948 doğumlu başvuran İstanbul?da ikamet etmektedir.

Başvuran Demokrat adlı bir derginin düzenlediği yuvarlak masa toplantısına katılmıştır, toplantı metni derginin Mayıs 1991 tarihli ve 12 no?lu sayısında yayımlanmıştır. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Başsavcısı 10 Haziran 1991 tarihli iddianamesi ile 1991 tarihli Terörle Mücadele Kanunu?nun 8 § 1 maddesi (1991 sayılı Kanun) uyarınca başvuranı Devlet?in bölünmez bütünlüğü aleyhinde propaganda yapma suçu ile itham etmiştir.

11 Mart 1993 tarihli karar ile DGM, 1991 sayılı Kanun?un 8. maddesi uyarınca hakkında yapılan ithamdan suçlu bulmuş ve başvuranı bir yıl sekiz ay hapis ve 41.666.666 TL. para cezasına çarptırmıştır.

Başvuran temyize gitmiştir. Yargıtay 24 Eylül 1993 tarihli kararı ile ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.

27 Ekim 1995 tarihli ve 4126 sayılı Kanun ile 1991 sayılı Kanun?da yapılan değişikliklerin ardından, DGM başvuranın davasını re?sen yeniden incelemiştir.

8 Mart 1996 tarihinde DGM bu kez başvuranı bir yıl bir ay hapis ve 111.111.110 TL. para cezasına çarptırmıştır.

5 Mayıs 1996 tarihinde başvuran sözkonusu kararın temyizine gitmiştir. Başvuran AİHS?nin 9. ve 10. maddelerini ileri sürmüştür.

9 Temmuz 1998 tarihinde temyiz kararı ilk derece mahkemesindeki dava dosyasına konularak tarafların bilgisine sunulmuştur.

HUKUK AÇISINDAN

I. AİHS?NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLMESİ HAKKINDA

Başvuran hakkında verilen cezai mahkumiyet kararının ifade özgürlüğü hakkını ihlal etmesinden şikayetçi olmaktadır. Başvuran AİHS?nin 10. maddesini ileri sürmektedir.


* Dışişleri Bakanlığı Çok taraflı Siyasî İşler Genel Müdürlüğü tarafından Türkçe?ye çevrilmiş olup, gayrıresmî tercümedir.
AİHM, dava konusu mahkumiyet kararının, 10§1 maddesinin güvence altına aldığı başvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluşturmasının taraflar arasında ihtilaf konusu olmadığını kaydetmiştir. Üstelik müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğüne ve 10§2 maddesi bakımından toprak bütünlüğünün korunması gibi yasal amaç güttüğüne itiraz edilmemektedir (Bkz. 4 Haziran 2002 tarihli Yağmurdereli-Türkiye kararı, no: 29590/96, §40). Buna karşın uyuşmazlık, bu müdahalenin ?demokratik bir toplumda gerekli? olup olmadığı sorusuna dayanmaktadır.

AİHM, geçmişte mevcut davada olduğu gibi bir çok davada ortaya çıkan buna benzer sorunları irdelemiş ve AİHS?nin 10. maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıştır (Bkz. Özellikle Ceylan-Türkiye, no: 23556/94, §38, 1999-IV, Öztürk-Türkiye, no: 22479/93, §74, 1999-VI, İbrahim Aksoy, §§80, Karkın, §39, 23 Eylül 2003 ve Kızılyaprak-Türkiye, no: 27528/95, §43, 2 Ekim 2003).

AİHM, içtihat kararları ışığında mevcut davayı incelemiş ve Hükümet?in, sözkonusu durumu farklı bir sonuca ulaştırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmiştir. AİHM, suç unsuru basın makalesinde kullanılan ifadelere ve makalelerin yayımlandığı duruma önem vermiştir. Bu bağlamda, göreceği davanın bulunduğu koşulları ve özellikle terörle mücadeleye bağlı zorlukları gözönünde bulundurmuştur (Bkz. İbrahim Aksoy, §60 ve 9 Haziran 1998 tarihli Incal-Türkiye kararı, 1998-IV, s.1568, §58).

Dava konusu makale Ortadoğu?nun jeopolitik bağlamı bakımından kürt sorununun analizini yapmakta ve Hükümet?in kürt kökenli halk nezdindeki siyasetinin eleştirisini yapmaktadır.

AİHM, DGM?nin dava konusu makalenin Türk Devleti?nin toprak bütünlüğünü bozmayı amaçlayan ifadeler içerdiğine kanaat getirdiğini belirtmektedir.

AİHM, başvuranın ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleyi haklı gösterecek kendi içinde yeterli olmayan yerel mahkemelerin aldığı kararlarda bulunan gerekçeleri incelemiştir. (Bkz. Mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4), no: 24762/94, §58, 1999-IV). AİHM, dava konusu makalede bazı ifadelerin Türk Devleti hakkında negatif bir tablo çizerek, metne düşmanlık uyandıran bir anlam yüklese de, ne şiddet kullanmaya, ne silahlı mücadeleye, ne de ayaklanmaya teşvik etmiş ve AİHM?nin gözünde, gözönünde bulundurulması gereken başlıca unsur olan konuşmanın kin güden bir konuşma olmadığını gözlemlemiştir (Bkz. a contrario, Sürek-Türkiye (no:1), no: 26682/95, §62, 1999-IV ve Gerger-Türkiye, no:24919/94, §50, 8 Temmuz 1999).

AİHM, müdahalenin oranını belirlemek sözkonusu olduğunda, verilen cezaların niteliği ve ağırlığının da gözönünde bulundurulması gereken unsurlar olduğunu belirtmektedir.

Bu durumda başvuranın mahkumiyeti amaçlanan hedeflerle orantılı olmadığından dolayı ?demokratik toplumda gereklilik? arz etmemektedir. Dolayısıyla AİHS?nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.

II. AİHS?NİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

Başvuran, kendisini yargılayıp mahkum eden DGM?nin, bünyesinde bir askeri hakim bulundurması nedeniyle, kendisine hakkaniyete uygun yargılamayı garanti eden ?tarafsız ve bağımsız bir mahkeme? olamayacağını iddia etmektedir. başvuran AİHS?nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

AİHM, geçmişte mevcut davada olduğu gibi bir çok davada ortaya çıkan benzer sorunları irdelemiş ve AİHS?nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (Bkz. sözüedilen Özel, §§33-34 ve 6 Şubat 2003 tarihli Özdemir-Türkiye kararı, no: 59659/00, §§35-36).

AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümet?in, sözkonusu durumu farklı bir sonuca ulaştırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmektedir. AİHM, ?milli güvenlik??e ilişkin suçlardan DGM önüne çıkarılan başvuranın, aralarında askeri hakimin de bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekinmesinin anlayışla karşılanacağını saptamaktadır. Bu nedenden dolayı, başvuran, DGM?nin bu türden davalara ters düşen değerlendirmelerle haksız yere yönlendirilmelerine izin vermesinden haklı olarak çekinmektedir. Böylece, bu mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında başvuran tarafından duyulan şüphelerin objektif olarak kanıtlandığı düşünülebilir (sözüedilen Incal kararı, s. 1573, §72 in fine).

AİHM, başvuranı yargılayıp mahkum ettiği sırada, DGM?nin, 6§1 maddesi uyarınca tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır.

III. AİHS?NİN 10. MADDESİYLE BİRLİKTE 14. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuran AİHS?nin 10. maddesiyle birlikte 14. maddesini ileri sürerek, etnik kökene dayanan ayrımcılığa dair idari teamülden şikayetçi olmaktadır.

AİHS?nin 10. maddesinin tek başına ihlal edildiğine yönelik varılan sonuç gözönüne alarak AİHM, 14. maddeye göre yapılan şikayeti incelemeye gerek olmadığına kanaat getirmektedir.

IV. AİHS?NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA

A. Tazminat

Başvuran verilen para cezası ve gelir kaybı nedeniyle 30.000 Euro?ya ulaşan maddi zarara uğradığını iddia etmektedir.

Başvuran ayrıca 30.000 Euro tutarındaki manevi zararının telafi edilmesini istemektedir.

Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.

AİHM, iddia edilen gelir kaybı konusunda sunulan delillerin, başvuranın AİHS?nin 10. maddesinin ihlalinden doğan kazanç kaybının miktarının kesin olarak belirlenmesini sağlamadığı kanısındadır (Bkz. aynı yönde alınan Karakoç ve diğerleri kararı, no:27692/95, 28138/95 ve 28498/95, § 69, 15 Ekim 2002). AİHM, buradan yola çıkarak bu talebi reddetmektedir.

Buna karşın AİHM, başvurana verilen para cezasının doğrudan AİHS?nin 10. maddesinin ihlalinin bir sonucu olduğunu belirtmektedir. Dolayısıyla başvuranın ödediği miktarın tümünün geri ödenmesine karar vermek uygun olacaktır. AİHM başvuranın 41.666.666 TL. (olayların meydana geldiği dönemde 4.500 USD olan) para cezası ödediğini tespit etmektedir. Hakkaniyete uygun olarak ve elinde bulunan bilgilerin tümü ışığında, özellikle sözkonusu miktarın ödendiği tarihte geçerli olan parite dikkate alınarak, AİHM maddi zarar adı altında başvurana 4.000 Euro ödenmesine karar vermektedir.
AİHM, manevi zarar hakkında, ilgilinin dava koşullarından dolayı gerginlik içinde olabileceğinin söylenebileceği kanaatindedir. Bu bakımdan AİHM, başvuranın onbeş ay tutuklu bulundurulduğunu ortaya koymuştur. AİHS?nin 41. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak manevi zarar adı altında başvurana 15.000 Euro ödenmesine karar vermiştir.

AİHM, başvuran hakkındaki mahkumiyet kararının 6§1 maddesi bağlamında tarafsız ve bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği sonucuna vardığında prensip olarak en uygun tazminin, başvuranı zamanında tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından yeniden yargılamak olacağı kanaatindedir (sözüedilen Gençel, §27).

B. Masraf ve Harcamalar

Başvuran ayrıca, ulusal mahkemeler ve AİHM?de yapılan masraf ve harcamalar için 10.000 Euro istemektedir. Başvuran delil olarak ücret sözleşmesi, avukatın faturalandırdığı ücretlere ilişkin makbuzları sunmuştur.

Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.

AİHM, elinde bulunan unsurları ve konu hakkındaki içtihadını gözönünde bulundurarak yapılan bütün masraflar için 1.500 Euro tutarının makul olduğuna kanaat getirmiş ve bu tutarın başvurana ödenmesine karar vermiştir.

C. Gecikme faizi

AİHM, Avrupa Merkez Bankası?nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3 puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,

1. AİHS?nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;

2. DGM?nin tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olması nedeniyle AİHS?nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;

3. AİHS?nin 10. maddesi ile beraber 14. maddesine göre yapılan diğer şikayetin incelenmesine gerek olmadığına;

4. a) Bu kararın, AİHS?nin 44§2. maddesine göre kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL?ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet?in başvurana:


i. maddi tazminat için 4.000 Euro (dört bin);
ii.manevi tazminat için 15.000 Euro (on beş bin);
iii. masraf ve harcamalar için 1.500 Euro (bin beş yüz);
iv. miktara yansıtılabilecek KDV ve pul, harç ve masraflardan muaf tutularak ödemesine;
b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankası?nın kredi faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;

5. Hakkaniyete uygun tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine;

karar vermiştir.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve 29 Mart 2005 tarihinde, İçtüzüğün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.


 

SIK SORULANLAR
BİLGİ EDİNME
TÜKETİCİ KÖŞESİ
ÜCRETSİZ AVUKATLIK
HUKUK EĞİTİMİ
 
Üyelik işlemleri
 
K.Adı
Parola
            
      Şifremi Unuttum
      Üye Ol
Hukuk Arama Motoru
Hukuk Anketi
Reklam Alanı







Zirve100