Banner
  ANA SAYFA     FORUM     KONUK DEFTERİ     AYRINTILI ARAMA     İLETİŞİM     LİNKLER     REKLAM VER     ÜYE OL     AMACIMIZ  

MEVZUAT
AVUKATLIK HUKUKU
MAKALELER
HUKUK HABERLERİ
FAYDALI BİLGİLER
İÇTİHATLAR
DİLEKÇE-FORM
ADLİ REHBER
İNSAN HAKLARI
HUKUK SÖZLÜĞÜ
DAVA TÜRLERİ
HUKUKİ BELGELER
 
Reklam Alanı

Host - Sponsor





   Önceki müvekkil aleyhine dava almak

T.21.06.2003
E.2003/87
K.2003/202

Önceki müvekkil aleyhine dava almak
Aynı kişi olduğunu bilmemek
Makul sürede vekillikten çekilme

(TCK m.294/l; Av.K. m.38)

Şikayetli hakkında Karaisalı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1997/437 esas sayılı dosyasında Ali'nin vekili iken, Karaisalı Sulh Ceza Mahkemesi'nin 1997/88 esasında kayıtlı orman yasasına muhalefet suçundan açılan davada sanık Ali aleyhine Orman İdaresi vekilliğini üstlendiği iddiasıyla açılan disiplin kovuşturması sonunda, ?disiplin cezası verilmesine yer olmadığına? karar verilmiştir.

Adana 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 1999/258 esasında kayıtlı ?görevi kötüye kullanmak? suçundan açılan dava, mahkemenin 2000/88 karar ve 22.05.2000 tarihli kararıyla sonuçlanmış ve şikayetli TCK 294/1, 59/2 maddeleri uyarınca iki ay on beş gün hapis cezası ile cezalandırılmış, ceza 647 sayılı Yasa'nın 4.maddesi uyarınca 1.466.666 TL para cezasına çevrilmiş ve ertelenmiştir. Karar Yargıtay 4.C.D. nin 13.11.2001 tarih ve 2001/14294 sayılı kararı ile suçun 4616 sayılı yasa kapsamında olduğundan bahisle bozulmuş, Adana 1.Ağır Ceza Mahkemesi 2002/140 esas, 2002/99 karar ve 9.04.2002 tarihli karar ile 4616 sayılı yasanın ¼ maddesi uyarınca kesin hükme bağlanmanın ertelenmesine karar vermiş ve bu karar 22.05.2002 tarihinde kesinleşmiştir. Bu durumda Ceza Mahkemesi'ndeki bilgi ve belgelerden de yararlanmak suretiyle disiplin kovuşturmasının sonuçlandırılması disiplin kurullarının görevidir.

Şikayetli, Ali'nin oğlu İlhami'den dava konusu yerin ormanla ilgisi olmadığına ilişkin bilgi aldıktan sonra, Karaisalı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1997/437 esas sayılı dosyasına vekil olarak katıldığını, Orman İdaresi vekili olması nedeniyle Karaisalı Sulh Ceza Mahkemesi'nin 1997/88 esas sayılı dosyasına müdahil vekili olarak katıldığını, ancak sanık Ali'nin müvekkili olan Ali olduğunu bilmediğini, 19.09.1997 tarihli celsede, Sulh Ceza Mahkemesi dosyasına celbedilen Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasının tetkikinde her iki şahsın aynı olduğunu öğrendiğini, bu nedenle 7.04.1999 tarihli celsede Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki dosyada vekillikten çekildiğini, bu arada müvekkilinin öldüğünü ve Sulh Ceza Mahkemesi'ndeki dosyanın düştüğünü, esasen Sulh Ceza Mahkemesi'ndeki dosyanın konusunun, Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki dosyayla aynı olmadığının mahkeme kararı ve Orman İdaresi müfettişlerince de saptandığını, bu nedenlerle suçsuz olduğunu savunmuştur.

Şikayetli Karaisalı Sulh Ceza Mahkemesi'nin 1997/88 esas sayılı dosyasının 19.09.1997 tarihli duruşmasında her iki dosyadaki Ali'nin aynı şahıs olduğunu öğrenmesine karşın, aradan uzun bir müddet geçtikten sonra 7.04.1999 tarihli duruşmada Karaisalı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1997/437 sayılı dosyasında vekillikten çekildiğini bildirmiştir. Bu durumda şikayetli avukat, makul bir süre içinde derhal iki vekillikten birine usulüne uygun olarak son vermeli, kamunun avukatlık mesleğine olan güven ve itibarını sarsmamalıdır. Bu nedenle Disiplin Kurulu'nun yaptığı hukuksal değerlendirme isabetli bulunmamış, kararın kaldırılması ve Avukatlık Yasası'nın 38/b maddesine aykırı eylemden dolayı disiplin cezası tayini gerekmiştir.

Sonuç olarak, Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulü ile, Adana Barosu Disiplin Kurulu'nun ?disiplin cezası verilmesine yer olmadığına? ilişkin kararının kaldırılmasına ve yeniden incelemeyi gerektiren bir husus bulunmadığından, şikayetli avukatın kınama cezası ile cezalandırılmasına, oybirliği ile karar verildi.


 

SIK SORULANLAR
BİLGİ EDİNME
TÜKETİCİ KÖŞESİ
ÜCRETSİZ AVUKATLIK
HUKUK EĞİTİMİ
 
Üyelik işlemleri
 
K.Adı
Parola
            
      Şifremi Unuttum
      Üye Ol
Hukuk Arama Motoru
Hukuk Anketi
Reklam Alanı







Zirve100