Banner
  ANA SAYFA     FORUM     KONUK DEFTERİ     AYRINTILI ARAMA     İLETİŞİM     LİNKLER     REKLAM VER     ÜYE OL     AMACIMIZ  

MEVZUAT
AVUKATLIK HUKUKU
MAKALELER
HUKUK HABERLERİ
FAYDALI BİLGİLER
İÇTİHATLAR
DİLEKÇE-FORM
ADLİ REHBER
İNSAN HAKLARI
HUKUK SÖZLÜĞÜ
DAVA TÜRLERİ
HUKUKİ BELGELER
 
Reklam Alanı

Host - Sponsor





   Hukukta Erek, Medeni Usul'de Gaye, Ve Bir Örneklem: "Gerçeğe Ulaşma

Hukukta Erek, Medeni Usul'de Gaye, ve Bir Örneklem: 'Gerçeğe Ulaşma'

I-GİRİŞ

Geçişler şeklinde kurgulanan bu çalışmada, önce hukukta amaç, sonra medeni usulde amaç ve diğer bölümde de medeni usul ve yargılamada amaç bağlamında gerçek ve gerçeğe ulaşma ele alınacaktır.

II-GENEL OLARAK HUKUKTA
'AMAÇ'

Hukukun normatif bir özellik serimlemesi amaç sorunu ile ilgilenmesini de sonuçlar ki; bu sebeple hukukun finalist (erekçi, gayeci) bir disiplin olduğu dahi ileri sürülebilir. Zira pozitif hukuk düzeni içinde yer bulan her kuralın yöneldiği ilk amaç uygulanmaktır yani hukuk normunun özü norma riayetin gerçeklenmesi fikrini ihtiva eder. Bu, hukuk devletinin de bir sonucu ve uzantısıdır.

Hukukun amacı, yargı fonksiyonuna yol göstermekte ve bu fonksiyonun gerçekleşmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Hukuki muhakeme ister bilinçli, ister bilinçsiz olsun, hukukun amacına yönelen veya onunla ilgili bulunan varsayımları bir yana bırakamaz veya bunlar olmaksızın etkin şekilde işleyemez.
Ayrıca hukukta amaç kavramı, hukuk politikasından ayrık düşünülemez.

Tüm bu belirlemelerin ardından 'hukukta amaç' ın bir sorunsal oluşturduğu da gözden uzak tutulmamalıdır; zaten hukukun yöneldiği gaye konusunda hukukçular arasında fikir uyuşması olmamıştır. Bunun yanında bazı tesbitler yapmak da gereklilik arzeder. Amaç sorunu temelde metafizik (fizikötesi) bir nitelik taşımaktadır ve bu bağlamda hukuki gayelerin seçiminde yahut hiyerarşik bir sıralamaya tabi tutulmasında objektif kriterlerin bulunmasına ihtiyaç olduğunu söyleyenler vardır. Buradaki kıstas; hatta konunun genel boyutunda etkin olan; özellikle hukuk felsefesi akımları, ideolojiler ve yönetsel, siyasal sistemlerdeki görüş çerçeveleridir. Bilhassa doğal (tabii) hukuk ve pozitivist hukuk anlayışlarındaki nüanslar ya da liberal bir devlet, hukuk düzeniyle sosyalist bir devlet, hukuk düzeni arasındaki farklılıklar konuyla ilintili değişik resimler çizmekte, argümanlar yaratmaktadır.

İdesel anlamdaki hukuk kavramında erek sorunsalından daha özerk bir alandaki amaç problematiğine geçiş, hem bu konuda farklı bir misal sunar, hem de meseleye daha özel ve verimli bir boyut kazandırır.

III-'HUKUKTA AMAÇ' TAN 'MEDENİ USULDE VE YARGILAMADA AMACA' GEÇİŞ

Medeni usul kavramının tarifini vermek ve benzeri alanlardan ayıracak kesin bir sınırlama belirlemek zordur. Özellikle Medeni Usul Hukukunun temelde 'uygulamalı (maddi) anayasa hukuku' olduğu anlayışıyla bakıldığında ve usul hukukunun birçok hükmü anayasal ilkelerin somutlaştırılması (örn: Anayasa madde 37, 2, 36, 142, 141) niteliğinde olduğundan dolayı yargılamanın amacını irdelemek büyük önem taşımaktadır. Tam bu noktada 'hukukta gaye'den 'yargılamanın amacına' geçişin gerekliliği kendini göstermektedir; çünkü 'yargılamanın amacı' kendine has özelliklerle hukukta amaçtan farklı ve özerk bir niteliği, önemi haizdir.

Şüpheye yer vermeyerek söylenebilir ki; yargılamanın amacının sorgulanması bizatihi Yargılama Hukukuna ve onun kurumlarını geliştirmeye hizmet eder. Buna karşı çıkan görüşler, önceki bölümde değinilen amaçsal yaklaşımdaki metafiziksel veya felsefi yaklaşımların, Medeni Usul Hukukundaki amaç yaklaşımıyla aynı anlama geldiği yanılgısına düşmüşlerdir yani amaç tartışmasının Medeni Usul Hukukunda 'özerk' bir biçimde ve nitelikte olduğu göz ardı edilmiştir.

Yargılamanın amacıyla ilgili genel tesbitler yapmak gerekir. Birincileyin, yargılamanın amacı hizmet ettiği hukuk ile sınırlıdır yani Kara Avrupası hukuk düzeniyle Anglo-Amerikan kökenli 'Case Law' sisteminde bu konuyla ilgili değerlendirmeler ve amaçlar farklılıklar gösterir. İkincileyin, devlet düzeni ve devlet ideolojisi de yargılamanın amacını etkilemektedir; örneğin Sosyalist Yargılama anlayışı veya Nasyonalsosyalist Yargılama anlayışı değişik görüngülerle karşımıza çıkar. Üçüncüleyin, davanın yalnız 'hakkın gerçekleştirilmesine' hizmet eden bir araç olarak görülmesi ve yargılama yoluyla sosyolojik geçerlilik kazandırma anlayışları yeterli gözükmemektedir. Dördüncüleyin medeni usulde amacın; adaletli karar verme, hukuki barışı, hukuki güvenliği sağlama olarak ele alındığı da görülmektedir.

Tüm bu görüş ayrılıklarını bir yana bırakarak Medeni Usulde amaçla ilgili 'gerçek' ve 'gerçeğe ulaşma' kavramları irdelenecektir.


IV-MEDENİ USULDE AMAÇ KONUSUNDA BİR ÖRNEKLEM VE AÇILIMI:'GERÇEK' VE 'GERÇEĞE ULAŞMA'

Özel hukuk kişilere haklar tanımış, yükümlülükler yüklemiştir ve devlet kuvveti ile kişileri haklara uymaya ve yükümlülükleri yerine getirmeye zorlayacaktır. Devlet, kurduğu organlar (mahkemeler) vasıtası ile hukuki himaye imkanı sağlamıştır. Özel hukuk alanında bu himayenin önemli bölümü medeni usul aracılığıyla sağlanacaktır. Hukuki himayenin sağlanmasında ölçü ise maddi hukuk kurallarıdır.

Usul eşitler arasındaki özel hukuk ihtilaflarına ilişkindir. Taraflar yargılamaya getirilecek olayın tarihsel gelişimini en iyi bilecek durumdadırlar ve tarafların menfaat çatışması ve vakıaların eksiksiz getirileceği sonucunu yaratmak için tarafların yetkilendirilmesi durumu söz konusudur. Bununla birlikte hakimin rolü de önemlidir. İşte taraflara ve hakime verilen roller 'amaç'ta etki yaratmaktadır.

'Gerçek' kavramı özellikle felsefi açılımıyla bakıldığında farklı anlamları karşılar. Örneğin 'Aktüel, somut, olgusal ve zihinden bağımsız bir varoluşa sahip olan şey için kullanılan sıfat olarak nesnel bir varoluşa sahip olan şeyin özelliği' anlamına gelmektedir.(ayrıca daha başka anlamları da mevcuttur.) Anlaşılacağı üzere bu, metafizik bir anlamdır. 'Gerçeklik' ise 'fiziki evrenin doğrudan ya da dolaylı olarak ölçümlenebilir olan yönlerini ifade edip; bu anlamda gerçeklik nesnel olup, güvenilir bir biçimde analiz edilenden oluşur' olarak ifade olunabilir. Bu iki anlam açıklaması 'gerçek' kavramının anlam açılımına örnektir; hatta epistemolojik, teolojik, metafizik anlamlara ve tartışmalara kadar yolu düşmektedir.

Medeni Usul Hukukunun amacı olarak yani bir erek olarak gerçeğe ulaşma fikri ortaya atılınca buradaki 'gerçek' teriminin kullanımını irdelemek zorunludur. Öncelikle hakların korunması ve tesbiti, tarafların rolünde ve hakim rolünde 'gerçek' kavramı hep vardır. Ayrıca 'gerçeklik' ile 'doğrulama' yan yana gelen bir konumdadır.

Medeni usulün amacının 'gerçeğe ulaşma' olduğunu düşünenler bir vakıanın gerçekten vuku bulup bulmadığının tek bir cevabı vardır yani bir tek gerçek söz konusudur demekte ve hakka -altlamayla- kavuşmayı sağlayacak veya hak mevcut olmadığı için davanın reddi şeklinde ortaya çıkacak hükmün doğruluğu, dayandığı olayı oluşturan vakıaların gerçekliğine bağlı olacaktır diye söylemekte ve adaletli karar vermeyle de gerçeğe ulaşmanın uyumlu olduğunu da eklemektedirler.

Ancak hemen, gerçeğin bulunmasının hakkın tesbitinde amaç mı yoksa araç mı olacağı sorusu akla gelmektedir. Yani 'gerçek' kavramının Medeni usulde nerede olduğu soruna gerekli açılımı sağlayacaktır. (felsefi ve metafizik veya rölatif anlamları dışında)

İlk etapta; dava, yargılama teorisi anlamında gerçeği arama değildir çünkü 'gerçek', 'algılama'ya dayalı yargılama imkanından daha güçlü olmamalıdır. Ayrıca hakimin rolü ve karar vermesi de direkt olarak gerçeğin kendisini erek alarak söz konusu olamaz. Hakimin hükmü sadece kimin haklı olduğunu bağlayıcı olarak tesbit eder. Önemle vurgulanmalıdır ki; davada tarihi ve fenni veyahut salt empirik gerçek söz konusu edilmemekte, hukukun tespitine yönelik gerçeğin ortaya çıkarılması ile uğraşılmaktadır. Gerçeği bulmada kullanılan araçlar yalnız hukuki korunma amacına yönelik olduklarından, yargılamanın konusu önceden hukuki açıdan şekillenmiştir. Bunun yanında davada tek başına gerçeğin bulunması değil, gerçeğin hukuk devletine yaraşır bir yöntemle bulunup, bulunmadığı önem taşır.

Gerçeğin aranması ile dava malzemesinin taraflarca getirilme ilkesi, tasarruf ilkesi ve taksif ilkesi arasında ilişkiler de mevcuttur.

V-SONUÇ

Araç olarak 'gerçeğe ulaşma'nın medeni usulde amaç kabul edilmesi bazı eksik yorumların sonucudur. Ayrıca şu görülmektedir ki; amacın sorgulanması şekli hukukla maddi hukuk arasındaki bağlantıyı saptar ve Medeni Usul Hukuku kurumları, kavramları ve sisteminin daha etkin incelenmesi ve yorumlanmasına yardımcı olmaktadır.

Hukukta amaç konusundan Medeni Usul Hukukunda amaç konusuna geçmiş bulunan ve nihayet gerçeğe ulaşma konusunu ele alan bu çalışmanın; aslında bir çeşit tümdengelimsel, analitik ve deskriptif (betimsel) yöntem kullandığı söylenebilir.

VI-YARARLANILAN KAYNAKLAR

-Prof. Dr. Kamil YILDIRIM: 'İlkeler Işığı Altında Medeni Yargılama Hukuku' Alkım Yayınları 3.Baskı
-Prof. Dr. Kamil YILDIRIM: 'Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve İlgili Mevzuat' Alkım Yayınları
-Prof. Dr. H. Yavuz ALANGOYA: 'Medeni Usul Hukuku Esasları' 2. Bası 2001
-Ahmet CEVİZCİ: 'Felsefe Sözlüğü' Ekin Yayınları 2. Basım
-Prof. Dr. Adnan GÜRİZ: 'Hukuk Felsefesi' Siyasal Kitabevi 5. Baskı 1999


  Harun BODUR

SIK SORULANLAR
BİLGİ EDİNME
TÜKETİCİ KÖŞESİ
ÜCRETSİZ AVUKATLIK
HUKUK EĞİTİMİ
 
Üyelik işlemleri
 
K.Adı
Parola
            
      Şifremi Unuttum
      Üye Ol
Hukuk Arama Motoru
Hukuk Anketi
Reklam Alanı







Zirve100